Saturday, August 10, 2013

Gezi Stajı 3-4-5.gün

 Tatilin daha sonraki günlerinde Simi adasından Datça yarımadasına geçtik. Çok güzel koylardan sonra gördüğüm ilk yer Knidos oldu.
İlk önce Datça ilçe merkezinin oralarda kurulduğu sanılan Knidos, M.Ö. 4.yy da şuan ki yerinde kuruldu. Zamanında son derece zenginleşen bir kent olmuştur.Hemen dibindeki Triopon adası ile bağlantılıdır. Şehir hem yarımada üstünde hem de ada üzerine kurulmuş ve köprü ile bağlanmıştır. Toplamda 1 km uzunluğunda bir şehirdir. Afrodit tapınağı, tiyatro, agora, yuvarlak tapınak gibi pek çok yapı tanımlanmış ve kalıntıları bulunmuştur.
Helenistik bir koloni kentidir. Knidos M.Ö. 300lü yıllarda en parlak dönemini geçirmiştir. Şehirdeki yuvarlak tapınak terası ilgimi çeken yapılardan oldu. Tholos yani yuvarlak tapınak, daire şeklinde mermer bir temelinin üstüne sütunlarla çevrilmiştir. Sütun başlıkları korinttir. Afrodit adına yapılan bir tapınak, güzellik tanrıçası için dairesel bir tapınağın daha zarif ve güzel olacağını düşünmüş olabilirler. Bununla birlikte tapınağın ortasındaki heykelin her yönden görülebilmesi için bu şekilde tasarlamış olabilirler.
Gene olarak Knidos’u gezerken tarihi Yunan şehirleri hakkında pek çok şey gözlemleyebildim. Her antik Yunan şehrindeki gibi Knidos’ta da tiyatro, agora, stoa, tapınak vardı. Yapılarda sürekli olarak cella duvarlar vardı.Oldukça keyifli bir gezi oldu. Knidos örenyerinin ada tarafı ise gezmek için gittiğim zamanda müsait değildi.



Korint sütun başlıkları







Yuvarlak Tapınak Terası


Monday, August 5, 2013

Gezi Stajı 1-2.gün

1 haftalık tatilin ilk gününde tekne ile Bozburun'dan kalktık. Tam olarak 5 gününü Türkiye koylarında, diğer 2 gününü ise Simi adasında geçirdik. Tatilde çok güzel koyların haricinde bazı köyleri görme şansımız da oldu. Genel olarak Bozburun-Datça yarımadası etrafında gezindik. Tatil boyunca Türkiye'deki yerleşimler ile Simi adasını oldukça karşılaştırma fırsatı buldum. Oldukça keyifli geçen deniz tatilinde Simi adasında kaldığımız iki günde adadaki yerleşim yerini gezme fırsatı buldum. Türkçe'de Sömbeki denilen yerleşim yeri 19.yy da sünger ticaretiyle 22.00lere ulaşmış, ancak daha sonra sanayinin çökmesi ile ada hızla göç vermiş ve nüfusu 2500lere kadar düşmüş. Genel olarak yeşilden yoksun kayalık dağlar ve koylardan oluşan engebeli bir coğrafyası olan Simi adasında, adanın en parlak dönemi olan 18-19yylara doğru çok güzel kiliseler ve manastırlar kurulmuş. Panormitis manastırı adadaki başlıca manastır. Adadaki yerleşim yerinden uzakta, adanın en güney ucunda bulunan manastır hala rahipler tarafından kullanılmakta. Aynı zamanda manastırda çok büyük bir saat kulesi de var. İlk 2 günü adada geçirirken Sömbeki yerleşim yerinde neoklasik tarzda 19yyda yapılan ve çoğunun 2.dünya savaşında yıkıldığı tarihi evler dikkatimi çekti. Türkiye ile kıyaslandığında pek çok kalıntının çok güzel bir şekilde restore edildiğini görebiliyoruz.





Panoritmis Manastırı

Simi adasındaki evler